Kayıtlar

PİNOKYO

Şuracıkta indir beni dostum hiç rotanı çevirme Ben yıkarım yaptığım gibi, zahmet edip devirme Bir sandık dolusu vaat, işin yoksa uğraş aç Yüz de bulsa yüzmez artık, denize küskün her kulaç Hep aynı yöne doğru gidersen, baştan bellidir final. Resmetmekten aciz isen, bırak boş kalsın tuval. Gerçekleri çok açıktı , yalanları oldukça koyu O zaman yakma vaktidir , yarattığın o Pinokyo’yu Silinmekte hafızandan, hangi dize varsa ona dair. Ne ondan uyak olurdu zaten , ne de senden bir şair.

EYLEMSİZLİK PRENSİBİ

Nesneler de gizli artık, öznelerime partner Koşup yetiştim kendime, üstüm başım kan ter Yine bir yerlere seyahat mevz-u bahis şu içimde Anlamda kaybolan olumsuzluk , peydah oldu biçimde Etki tepkiyi doğuracakken kürtajı tercih edenler... Sonuca odaklanamazsın evet , gizlenmişse nedenler. Bir gülüşe aldandı, yerlerde sürünmektedir dibi. Çekimlere yenik düştü birden, eylemsizlik prensibi. Dokunduğun hangi ten, sana Mümtaz Mahal'dir ? İhtimallere sarılan sen, bu ne Polyanna bir haldir ?

AHDE VEFAM

Bir ilhama muthaçken şu ruh , bu nasıl bir işkence ? Ezeli rekabetin edepsiz rakibesi , ebedi midir sence ? Bu kaçıncı maraton finishi göremeden tıkandığım ? Bu kaçıncı pembe yalan , çocuk gibi kandığım ? Cevapsız sorular soranlar , suskunluğumla dertleşir. Yumuşak kalpli sandıkların , ilk terslikte sertleşir. Kazanan bir müsibetken , havlu atan bin nasihat Ahde vefam Muhibb î 'ye , bir nefes ve bir sıhhat. Ey karanlık müptezeli, bu yol sana fazla ışıklı. Bitmeyen kavgaların var dost ; alelade danışıklı.

BAŞTAN AL

Zaman , dost görünen bir düşman , hem de en hoyratı Sırlarına hakim olmayı öğren , sonra çağır avukatı İki tür insan var bildiğim : biri var eden , biri mahveden Bir de boş veren var ki , her biri süper zeka zaten. Bazen kendine yabancılaşır , sonra kendinle tanışırsın. İşte o insandır var eden , dene bak sen de alışırsın. 26 yıllık emanetim var biliyorum ve bilinmezliklere taşıyorum. İşte bu nedenle hayatı, tecahül-i arif modunda yaşıyorum. Ezberini bozdum sanki pardon , işin yoksa baştan al. Kendi doğrularını yaratamazsın , bu birinci kural.

BİAT ET !

Ben kendi halimdeydim, geldin çapraz bulaştın. Seviyesizlik konusunda en üst seviyeye ulaştın. Kim amaçtı kim araç , kim bilir kimden haraç aldın ? Onlar çölde bir vaha artık , sen neden kıraç kaldın ? Biat et sahibene , nedir bu megalomanlık ? Bu nasıl bir muharebe ? Netice hep karanlık. Sen rüzgar ekerken , fırtınayla geldi kum. Ektiğini biçemeden , oldun kaderine mahkum. Sesi en çok çıkan insan , aslında en çok bölendir. Gizlice seyreyle ey dost , bu ne ala bir şölendir.

ALCATRAZ'DAN SELAMLAR

Temyiz edilemez mi rol çalan o ön yargılar ? Teklifsiz konuşmakta ısrarlı, seçiciydi algılar Bir bakışla mahkum ettin , Alcatraz'dan selamlar. Sepetindeki yarım elmalarla anca kendini tamamlar. Kendini kendinden dinlediysen , yeter artık sen de dinlen. Meydanda kazan , masada ver , keyfe keder, boşver eğlen. Bu kaçıncı evre , bitmez oldu devre , pardon hangi boyuttayız ? Belki zirvedeyiz belki dipte , şu bir gerçek : ikimiz de huduttayız. Üzümünü yedi doydu ya gamsız , şimdi hedefte bağcı var. Ruhun dikleştikçe dostum , bir bir düşüyor dağcılar.

İŞLEVSİZ BİR ÇUVALDIZ

Bir randevu mu mevzu bahis ?  Ne kadar da şıksın (!) Aynalar sana meftun , sen kendine aşıksın. Taşlamadım taşlandım , günler geçti yaşlandım En davetkar düellolarda , ben hep barışa inandım Ne kadar da ucuza okutmuşsun günler verdiğin fermanını Elinde işlevsiz bir çuvaldız, samanlıkta arar dermanını İki elden bir ses çıkmıyorsa bırak sessizlik kazansın Bitap düşmüşse sözcüklerin , dizelerime uzansın Pembe beyaz yalanlar , amaçsızdı talanlar Olan oldu artık yani , nedir geriye kalanlar ?