Kayıtlar

SOĞUK NEVALE

Dinmeyen sert fırtınana dayanamayacak bu kadırga Saçmalayıp gülümserken ben , sen de durma yadırga Yüzünde mahkemeler kurulmuş , benziyor soğuk nevaleye. Bu kadar esnekse şayet ruhun , yazdır gitsin baleye. Timsahlar gıpta ediyor göz yaşlarına , seyrediyorlar sadece. Yetmez bazen birçok cümle, yeter bazen tek bir hece. Varsa kanacak bu dümene, vermelisin gazeteye ilan. Dümen ince bir mesajdı orada ; anlamazsın falan filan. Barbekü partisi değil ki canım bu, yiyip içip eğlenelim. Uzatmayalım çok , şayet vakit yok , direkt sadede gelelim.

LABİRENT

İktidarı kaybetmemek için atılan tripler ki çok garipler Sen bir kukla , gölgesinden korkan, kimin elindedir ipler Sen batıdan doğan bir güneştin ben doğuya dalmıştım Sen yola revan oluyorken ben yarısını çoktan almıştım En kötü karardan yeğdi caymak , kar değildi yerinde saymak Sen bağır, kulaklarım artık sağır, işime gelmiyor duymak. Akıl oyunlarında kaybeden ben, sen en son sobelenen Sen labirent sahibesi , ben çıkmak için debelenen. Birkaç dizem vardı ki kelebeğin ömrüne bedeldi. Nitekim öldü bir çoğu , sağ kalanlar ise aşka geldi.

27

27 yıllık bir emanet mevzu bahis bu bedende. Aldanıp sadık olan da bendim, aldatıp ihanet eden de Her doğum bir başlangıç ; her ölüm bir bitişti. Annem, babam bir tohum ekti ; ancak bu kadar yetişti. Adalet terazileri kuruldu, aynı kefeye koyuldum. Ruhuma hırsızlar girdi bazen , apansızca soyuldum. Gelenleri ağırlarım , gidenleri uğurlarım sonuçta hepsi misafir. Ellerim çakıl taşıyla dolu , hayallerimi süslüyor safir. Bugün doğum günümmüş ; mumlar yanmış üflenecek. Esir aldığım cümleler var , gün geçtikçe küflenecek.

MATRUŞKA

Saçma sorular sorabilirim bazen merakımı bağışla Gündüzün derdi geceyledir ,  yazın derdi kışla. Söz değersiz bir gümüş , sükut tek primimiz Açıldıkça küçülen birer matruşkaydık her birimiz Ayağında pranga , kafa alafranga , arka fonda yok bir beat Tarzım gangsta , ben en cahil cühela tamam, sen çok elit. Ruhumun en beyaz kesiminden ,  zencilere selam ilet. Belki de hayat , kendi filmine aldığın tek kişilik bir bilet. Kendiliğinden oluvermez , göstermezsen hiçbir çaba Aralık’ta üşümene sebep ; bıraktığın aralıklar mı acaba ?

İKRAR

Gün dönümlü , insan ölümlü her şeyin var bir sonu Ya beyaz olmalıydı ya da siyah,sevemiyordu gri tonu Biri bin etti anlattı , pardon bu kaçıncı sanattı ? Senin gözüne inen perde, benim gözümü kanattı. Güzelliği de gördün , çirkinliği de ; değişkendi silüet Bu ne ruhsuzluk ey dost, bu ne berbat bir düet ? Bildiğin sorudan başla , bilmediğine dönersin. Saman alevi gibi parlarsan , aynı hızla sönersin. Her gün aynı şarkı,tekrar ve de tekrar... Çok bariz bu tarizler , lütfen biraz ikrar.

PUSULA

Bazen yazmak istersin de güç bulamazsın ya parmakta. İşte öyle zamanlarda tüm sözcükler kaytarmakta. Kapı aralığından dinliyordun, kaçış planı yaparlarken. İlk fırsatta söndü hepsi , daha düne kadar parlarken. Öyle bir pusula bul ki kendine, çıkarsın seni gerçeğe. Olamıyorsan bir yerlere ait, eşlik et bir serçeye. Beklenen başkalaşım , çünkü aylardan Kasım. Ne iyi ne de kötü aslında , biraz dost biraz hasım. Hepsinden azar azar, ama hiç biri de tam olmasın. Bir bardak daha ver dostum , doldur fakat dolmasın.

İKİ İLERİ BİR GERİ...

Kıssadan aldım hisse , kısalma vakti artık, uzadım yeterince Burçlara inanmam; fakat , fırlıyor bende oklar, yayı fazla gerince. Kaybedecek vakit ve de nakit yok ,en kestirme yoldan kaptan. Beklenen gün geldi;  keser döndü, sap döndü ,ses seda yok hesaptan. Biri gelir biri gider, biri çizer biri siler. Böyledir düzen nihayetinde. Kaç seyyahla muhabbete hasıl oldun en belirsiz seyahatinde ? Ey vaiz , en son ne olur bize faiz ? Söylem - eylem çelişkisi. Dönmek zordur sonuca yaklaşmışsan. Pilav-kaşık ilişkisi. Sen yapılanları deviriyorsun, ben sadece cümleleri. Ne gidiyor ne geliyorsun , iki ileri bir geri…